DÖRTKONAK KÖYÜNÜN İLK,TEK, DOĞRU, DÜRÜST, TARAFSIZ VE GÜMÜŞHANE'NİN EN BÜYÜK KÖY SİTESİ - Haberler - SİZDEN GELENLER

Son mesaj - Gönderen: M Yücel ERGİN - Cuma, 04 May 2012 12:23
"Düşmanın yoksa, Hayatta hiç başarılı olamadın demektir.."
Haberler

Haberler->SİZDEN GELENLER   
KÖYÜM

Güzeldir köyüm bir baştanbaşa
Değişmem taşını izmir’e vana
Bir yudum suyu bedeldir cana
Köylerin güzeli Dörtkonak köyü

Osmanlı en başta bahçe diyarı
Malaha cevizin ana ocağı
Sevilir köyümün dibi bucağı
Köylerin güzeli Dörtkonak köyü

Milliyetçi köyümün genci yaşlısı
Birinin derdi hepsinin acısı
Aşçılık yapıyor yaşlı anası
Köylerin güzeli Dörtkonak köyü

Köyümün her türlü yerini görsem
Nakış nakış onu kilime döksem
Uğruna baş koyup canımı versem
Köylerin güzeli Dörtkonak köyü

Ülker SADIK




Gönderen M Yücel ERGİN, Perşembe, 05 Nisan 2012 09:37, Yorumlar(0), Hepsini Oku
BATAKLIĞI KURUTMAK

Bataklığa
Gül
Dikebilir misin?
Önce
Bataklığı
Kurutacaksın
Sonra
Toprağı
İşleyeceksin
Gübre katıp
Güçlendireceksin
Çeşit çeşit
Güller
Yetiştireceksin 


Cafer DEMİREL




Gönderen M Yücel ERGİN, Perşembe, 05 Nisan 2012 09:34, Yorumlar(0), Hepsini Oku
DÖRTKONAK ÖZLEMİ

Her uçarı sihirli halı’ya binip
Ve DÖRTKONAK’a gitmek:
Her sabah güneşi doğarken,
Her akşam güneşi batarken ,
Her ikindi rüzgârı eserken;

Evimin önünde,
Bir köylü iskelesinde oturup ;
Anlatılmaz bir çoşkuyla
Taa uzaklardaki
O, “ulu tersun dağına”,
O, sivri doruklara,
O, yalçın kayalıklara,
O, yüceliklerine
Bakıp bakıp heyecanlanmak;
İstiyorum!

O büyük Köknar
O oluklar
O çağıl ormanı’nın
O tarlaların, çayırların, kırların……
O, dalga dalga süzülen
Zümrüt yeşillikleriyle büyülenmek ;

O, rengarenk kuşlarının
O, tatlı nağmeleriyle neşelenmek;
O,serin rüzgârların
O,hazin uğultusuyla
Hüzünlenmek istiyorum !

Fındıklı’da , Deliktaş’ta, Ayliyas’ta
Aymeme, Alapaçalar, Kartoprak’ta
Hıdrellez, Halıyas, Gevenlik’te,
Karaaslan, Aliçayırları, Eski yaylada
Günlerce, haftalarca, aylarca gezinmek;
Kekik , Yavşan koklamak ;
Karanfil , Menekşe , Papatya,
Lale , Gelincik Yayla tutyası…
 Ebem Yemliği, katır Yemliği toplamak.
Salep, Keçimemesi, Teke sakalı…
Çıkarmak , yemek istiyorum…

Kanlı düzde eşek meydanında
Ata binmek koşturmak;
Futbol , voleybol oynamak;
Aygır gölde , Dipsiz gölde
Gün boyu yüzmek;

Korukçuda miyestirin taşında,
Aktaşın dumanlı başında oturup;
Kaval çalmak , sürü gütmek,
Sevgilime türkü söylemek istiyorum…

Kale dersinde suvak,
Yöşe dersinde yöşe çıkarıp,
Evimi, suvakla bembeyaz badana yapmak,
Yöşeyle kıpkırmızıya boyamak istiyorum.

Tanyeri ağrırken;
Öküz yatağına varmak,
Öküzleri sürüden ayırmak,
Kirazda otarmak, çifte koşmak,
Sapanla, ekşi elmada;
Tarla sürmek istiyorum.

İşbir Molla, ALTI OKKA, OSMAN AĞA
RASİM ONBAŞI,YEĞEN ARİF, ZEHİR ALİ,
TAHSİLDAR HAKKI, AHMET USTA………
LEYLA, KEZBAN, ASİYE……..Hatunlarla;
SEHER GÜNLER, YETER, ŞERİFE…
Nenelerle çok koyu
Bir sohbete dalmak istiyorum !

DÖRTKONAK’ın
O, nefes sütünde kaymağından,
O, nefes yoğurdundan, tereyağından…..
O, nefes kuzu, oğlak, dana etinden…….
O, nefis nazik, sandık, göbek elmasından,
Şeher armudundan, caneriginden,
O, nefis lahanasında, fasulyesinden,
Baklasından, nohutundan…….
Özlemle tatmak istiyorum !

O, şifalı buz gibi
Kaymak su larından,
Kana kana içmek;
O tertemiz havasında solumak;
Bir karakış gecesinde,
Patates Haşlamas
ı’nı
Lahana Turşusu ve Deleme’yle
Dostlar ahbaplar sofrasında oturup
Büyük bir İşrahl
a ve neşeyle
Bir Güzel Yemek i
stiyorum

O Şipşirin tepelerin, düzlüklerin
Sırtların, dik yamaçların…
Kırla, ormanın
kucaklaştığı
Bir Doğa hari
kası oluşturduğu;
Şehirl’ler, Gazi’ler, Pir’ler yatağı
Yiğit’ler, Güzel’ler, Bey’ler otağı
DÖRTKONAK’ta olmak
Hasretle;

TAŞINA, TOPRAĞINA
Yüzümü sürüp sürüp
DOYA DOYA ÖPMEK İstiyorum…
İsmet TURHAN




Gönderen M Yücel ERGİN, Perşembe, 05 Nisan 2012 09:18, Yorumlar(0), Hepsini Oku
SİTEM

Yıkıp hilal kaşın sitemkar yarim
Eller gibi bakma yüzüme benim
Ağustosta donar kışta yanarım
Zemheri yel olur közüme benim

Dağ başına çadır kurmuş kaderim
Günler geçer bense dünden beterim
Neye yanar acep neye tükenirim
Boşa dolmuş küller gözüme benim

Hışır yine coştu nasıl eyleyim
Allah'a kulum da kime köleyim
Kime ne söyleyim kime ne deyim
Felek el vurdurmuş dizime benim...
Hışır Osman NEBİOĞLU




Gönderen M Yücel ERGİN, Perşembe, 05 Nisan 2012 07:59, Yorumlar(0), Hepsini Oku
KARA KIŞIN ACI GÜNÜ


      Beş Şubat 2011, bir yıl öncesinde sabah saat on buçuk sularında gelen telefon beni her yaz Gümüşhane’ye çağıran sesin kesildiği, Demirel hanesinin güler yüzlü, küçükle küçük büyükle büyük olan beyefendi ve nadide insanı Lütfi hocanın dünyaya gözlerini yumduğu telefondu.
     O telefon kapandığında babamın Gümüşhane’ye gidiyoruz lafı hala kulaklarımda çınlamakta beş dakika içinde yapılan hazırlıkla 1000 km uzakta olan memlekete “toprağımıza” zor, yorucu, hüzün dolu yolculuk başladı. Yolda hep aklıma dedemle daha bir gece önce yaptığım konuşma geldi.  “oğlum niye gelmedin bu tatilde seni çok özledim atla otobüse gel.’’ sözlerini hatırladım. Şimdi yoldayım dedecim geliyoruz son görevimizi yapmaya geliyoruz dedim. İnsanın sevdiği birini kaybetmesi ve cenazesine dahi ancak yetişebilecek kadar uzakda yaşaması çok kötü ve yıpratıcı bir durum gurbet bu olsa gerek… Beş şubat günü bunları düşündüm yolculuğun bir türlü bitmemesi babama gelen telefonlara kısa cevaplar verip dedemin vefatını bize yansıtmamaya çalışması hepsi aklımda. O unutulmaz yolculu
k sonunda gece saat 1 sularında Gümüşhane’ye vardığımızda eve ilk giren bendim. “ geldiler,geldiler! ’’ sözleri bir anda yükselmeye başladı. Evin salonunda anneannemi aradı gözlerim yanına gittiğimde dayımla birlikte buz gibiydiler bana ‘’deden nerede oğuzhan! ’’ diye haykırdı lafın bittiği andı… Gözlerimden süzülen yaşlar uzun süre durmadı kendime gelmek de çok güçlük çekdim ortada bir gerçek vardı Lütfi Hocayı kaybetmiştik. Babamın dediği gibi dik duruşlu doğrulukdan asla taviz vermeyen, kimseye boyun eğmeyen,  bey fendi kişiliğiyle adam gibi adam artık yoktu aramızda… Eve taziyeye gelen yakınlarının da dediği gibi Lütfi Abi başkaydı, çok farklıydı sözleri dedemin ne kadar iyi ve dürüst bir insan olduğunu gösteriyor ve benim ona hayranlığımı bir kat daha artırıyordu.Bir hafta Gümüşhane’de durup dedemi defnettikten sonra mevlit okutup Eskişehir’e geri döndük ama o dönüş yolculuğu bile bize ne kadar zor geldi anlatamam… Yazın tekrar dedemin mezarına gidip baş ucunda okuduğumuz dualarla onu andık, gurbette olunca ancak belli zamanlarda gelebiliyor insan kusura bakma dedeciğim…
     Tarih oldu 5 Şubat 2012 aradan çok zor 1 yıl  geçti ama dedemin acısı hala ilk günkü gibi içimde tazeliğini koruyor. Tekrardan ALLAH RAHMET EYLESİN Lütfi Hoca torunun seni asla unutmuyor. Unutmayacak…
S.Oğuzhan NEBİOĞLU /Eskişehir
  Ölümünün 1. yılında Rahmetli Lütfi Demirel’i www.dortkonakkoyu.com ailesi adına Rahmetle Anıyoruz.




Gönderen M Yücel ERGİN, Pazartesi, 06 Şubat 2012 13:17, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Hışır Osman Üstad'ın Öl De Öleydim'inden Harşite


Ey gidi demur yıgını şey seni,
 Behey nazi çekilmez şey seni,
 Gına geldi yaza cıza ardından,
 Ho kürtünden çıkışınıi göreydim de öleydim....
 
Ah etmedik bi kere sana yazarken,
 Ne nazlara katlandık lobi bozarken,
 Geceleri uykularda tünel kazarken,
 Düdüğüni duyaydım da öleydim,
 
Antalyadan bağırdılar duymadın,
 İzmirden çagırdılar duymadın,
 Angaradan haykırdılar duymadın,
 O dağları yara yara geleydinde öleydim...
 
Parmahlarım uyuşdi sana yazmaktan,
 Gözlerimin feri getti o yollara bahmahtan,
 Ho Canca'dan birazcıktan uzaktan,
 Usul usul geçisini göreydimde öleydim...
 
Önce ÇED ten bi çihasin inşallah,
 "He" diyeler de caymıyalar inşallah,
 Ögüne nazarlığın benden inşallah,
 Gözi yaşli asaydimda öleydim...
 
Meclislere alangirli resimlerin asıldı,
 Ardından ne dizeler ne türküler yakıldı,
 Sayende çömez çömez dörtlüklerin yazıldı,
 Bu türküyü,
 
HIŞIR OSMAN YAZAYDI DA GÖREYDİN...
Yüksel YALÇIN




Gönderen M Yücel ERGİN, Çarşamba, 11 Ocak 2012 16:47, Yorumlar(0), Hepsini Oku
....KÖYÜM...

Güzeldir köyüm bir baştanbaşa
Değişmem taşını izmir’e vana
Bir yudum suyu bedeldir cana
Köylerin güzeli Dörtkonak köyü

Osmanlı en başta bahçe diyarı
Malaha cevizin ana ocağı
Sevilir köyümün dibi bucağı
Köylerin güzeli Dörtkonak köyü

Milliyetçi köyümün genci yaşlısı
Birinin derdi hepsinin acısı
Aşçılık yapıyor yaşlı anası
Köylerin güzeli Dörtkonak köyü

Köyümün her türlü yerini görsem
Nakış nakış onu kilime döksem
Uğruna baş koyup canımı versem
Köylerin güzeli Dörtkonak köyü
ÜLKER SADIK




Gönderen M Yücel ERGİN, Perşembe, 01 Aralık 2011 21:29, Yorumlar(0), Hepsini Oku
BÖYLE MÜDÜR GÖRMEDİM !

   Merhaba www. medyatrabzon.com okurları . Bugünden itibaren her hafta sizlerle olmaya çalışacağım. Amacım bilgim, ilgim dahilinde çevremizde , bölgemizde ve de ülkemizde gelişen olayları sizlerle paylaşmak.

Bu köşede yağcılık ve yalakalık olmayacak. Hakaret ve kişilik haklarına saldırı hiç olmayacak. Yanlışa yanlış, doğruya doğru demekten çekinmediğimizi de bizi tanıyanlar bilir. Asla boyun eğmedik eğmeyeceğiz de.

Bu hafta sizlerle Gümüşhane’deki izlenimlerimi paylaşacağım. Oturduğu koltuğun hakkını veren, sorumluluğunun bilincinde hareket eden bir müdürden ve büyük bir değişim ve gelişim yaşayan Gümüşhane’dan bahsedeceğim.

Bilindiği gibi Gümüşhane hemen güneyimizde adeta iç içe yaşadığımız bir kent. Aktif gazetecilik yıllarımızda bir çok kez gittiğimiz bu ilde ne yazık ki uzun süre kalma imkanı bulamamıştık. Kürtün Barajı’nın temel atma töreninde, Gümüşkayak Tesisleri’nin açılışında, Karaca Mağarası ziyaretlerinde ve de  Gümüşhanespor maçlarında bir çok kez Gümüşhane’de bulundum.

Ülkemizde bazı yörelere has isimler vardır bilirsiniz. Lazlar, Çerkezler, Kürtler gibi…Gümüşhane için de eskiden ‘yukarıyerli’ ya da ‘halt’  isimleri kullanırdı. Kendilerine has şiveleri ile hemen nereli olduklarını belli ederlerdi. Çalışmaktan yılmayan insanları vardı ve Trabzon başta olmak üzere ülkemizin çeşitli yerlerinde önemli işler yapmaya başladılar ve de önemli isimler yetistirdiler.

Kızımın üniversite kayıt işi için bu bir ay içerisinde hemen hemen her gün gittim geldim Gümüşhane’ye. Bazı eski dostları ziyaret ettim, kentin sokaklarında gezdim, esnaf arkadaşlarla sohbet ettim. Bir üniversitenin bir kenti bu kadar değiştirebileceğini doğrusu düşünememiştim. Sokaklar tıklım tıklım… Esnaflar kibar ve yardımsever. Hele dolmuşçular… “Buyurun efendim”, “Güle güle efendim” şeklinde hitap etmeleri beni çok şaşırttı. Hani müşteri memnuniyeti vardır ya… Sanki bu konuda özel eğitim almışlar.

Kızımın okul kaydını yaptırdıktan sonra yurt sorununu çözmek istedim. Acemilik var ya, zamanında müracaat etmediğimiz için yedeklere bile yazılamadık. Yurt müdürü sayın Süleyman Turhan’ı bir çardakta yine bizim gibi sorunları olan vatandaşları dinlerken buldum. Esmer yakışıklı bir adam. Güler yüzlü. Ama çaresiz. Çünkü mevcut yurtlar dolmuş, 500 küsür de yedek yazılmış. Bunu o kadar güzel anlatıyor ki biz dinleyenlere. O’na kızmak mümkün değil. Çayımızı söylüyor ama kafasından çare üretmeye çalıştığını hissediyorum. Çünkü bizimle sohbet ederken bir yandan da görevlilere talimatlar veriyordu. “Ranzalar alındı mı?, Nevresimler eksik olmasın?”  vs.

Elimiz boş döndük ilk gün. Tekrar gittik. Odasının önü kalabalıktı. Sekreteri de elinden geldiğince ve tüm sevimliliği ile gelen insanlarla ilgilenmeye çalışıyordu. Hele müdür bey…”Beni falanca gönderdi, şunun selamı var”  gibi söylemleri o kadar güzel cevaplıyordu ki. Odasına gireni de o kadar kalabalık olmasına rağmen çay içirmeden bırakmıyordu. Ne cep telefonu susuyordu ne de dahili telefon. Yurdun dört bir tarafından aranıyordu. Hep not alıyordu. Arayan kişiler de öyle eften püften kişiler değildi. Çünkü müdürün hitap şeklinden anlıyorduk her şeyi. Biz bile zaman zaman sinirlenirken O’nun sanki sinirleri alınmıştı. Yüzündeki gülücük hiç eksilmiyordu. Hele Kars’dan gelen bir veli  vardı ki… İki kızını ikinci sene getirmiş Gümüşhaneye. İlk yıl devlet yurdunda yer bulamadığı için okutmamış, geri dönmüş. Şimdi yine gelmiş ama yine yer yok. Kızlarını kesinlikle özel yurtlara vermek istemiyormuş. Emekli imiş, kaç paraya gelip gittiğini kimsenin anladığı yokmuş gibi, isyan dolu ifadeler. Müdür bey her zamanki güler yüzlülüğü ile velinin işine çare bulmaya çalışıyor. “Tedaş’ı yurt olarak düzenleme çalışmamız var belki ikinci döneme yetiştiririz. O zamana kadar kızlarımızı bir misafirhanede barındıralım, ev tutalım” şeklindeki önerilere adam hayır dedi. Ve adam odadan “Ben valiliğin önüne gidip bu kızların diplomalarını yakıp Kars’a döneceğim” dedi çıktı. Yaktı mı yakmadı mı bilmiyorum ama Süleyman beyin o adamı ikna etmek için her yolu denediğini biliyorum.

Adamın birinin kızının ismi ise Genel Müdürlük kontenjanından gelen faksta vardı. Adam ve kızı sevindi. Bir torba fındık çıkarıp müdürün masasının üstüne koydu. Hem de hepimizin gözü önünde. Bu iyi niyetli jeste bile müdür bey gülerek “Ben kısa bir süre önce beyin kanaması geçirdim. Fındık yemek bana iyi gelmiyor. Dışardaki arkadaşlar dağıt” şeklinde cevap verirken karşılıklı gülüştük.

Yurt-Kur’un önünde inşaat var. Parke ve duvar çalışmaları yapılıyor. Rüzgar hızını artırdıkça toz bulutu insanın gözlerini acıtıyordu. Velilerin sorunları ile uğraşan müdürümüz nasıl anında hatırlıyor hala anlamış değilim, telefona sarılıp taş siparişi veriyor, işçileri yönlendiriyor… Hani bazıları vardır.  “Yok kardeşim, başka bir diyeceğin var mı? Yoksa beni meşgul etme işim var” der ya. Süleyman beyde bu yok.

Oturduğu koltuğu dolduranları, görev sorumluluğunu üst düzeyde yerine getirenleri ve vatandaşın işini yapabilmek için çaba harcayanları onlar istemese de övmek ve de takdir etmek bizlerin de görevi olsa gerek. Tebrikler Süleyman bey. Darısı diğer müdürlerin başına.

Haaa bu arada yer olmadığı için bende kızımı kaydettiremedim, bunun da bilinmesini isterim. Günlüğü on liradan misafir kalıyor. O da bir hafta.
http://www.medyatrabzon.com/




Gönderen M Yücel ERGİN, Cuma, 30 Eylül 2011 15:51, Yorumlar(0), Hepsini Oku
TEŞEKKÜR


    Geçtiğimiz haftalarda oğlum Selçuk Ergin'in Mescitli Mevkiinde yapmış olduğu trafik kazasında, gerek telefon gerek ev ziyareti ve gerek hastane ziyaretine gelen;
 
Başta KÖYLÜLERİME...


Adalet Eski Bakanı; Oltan SUNGURLU
Milletvekili; Kemalletin AYDIN
Belediye Başkanı,Mustafa CANLI
GTSO Başkanı, İsmail AKÇAY
Ak Parti İl Başkanı; Ercan ÇİMEN
Tekke Belediye Başkanı;Gürsel ŞEYHOĞLU
Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı; İsmail DALDABAN
Ankara Gümüşhane eski Birlik Başkanı; Abil ŞAHİN
Kelkit Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı; Beyler KARA
Bayburt Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı ;Köksal KARSLIOĞLU
Gümüşhane Devlet Hastanesi Müdürü; Hami ÖZÇUBUKÇU
Hastane Doktorlarından; Çoşkun Bey'e


    Adını özür dileyerek unutup yazamadığımız, ilgi gösteren tüm dostlarıma teşekkür ediyorum


ERGİN AİLESİ ADINA
Babası
Servet ERGİN




Gönderen M Yücel ERGİN, Salı, 20 Eylül 2011 23:02, Yorumlar(0), Hepsini Oku
VAH BENİM KÖYÜM

 Çakırlıdan baktım güneş doğuyor,
 Canım Dörtkonağım ıssızlıktan ağlıyor,
 Asgari ücreti alan ağa oluyor,
 Bırakıp köyünü geçip gidiyor.
 Köyümüzü bırakmayın sessiz kalmasın,
 Dağları, taşları ıssız kalmasın
 
 Allah(c.c) büyüklerimize ömürler versin
 Böylece köyümüz şenlikli olsun,
 Kargalar, kartallar mekan tutmasın,
 Köyümüzü bırakmayın sessiz kalmasın,
 Dağları, taşları ıssız kalmasın
 
 Dörtkonağım senin hallerin başka,
 Gül, çiçek kokusu çıkıyor arşa,
 Hele bir suyu var tadı bambaşka,
 Köyümüzü bırakmayın sessiz kalmasın,
 Dağları, taşları ıssız kalmasın
 
 Haziran gelince yaylamız çıkar,
 Çiçekler, kekikler ne güzel kokar,
 Dipsiz gölümüze ördekler konar,
 Köyümüzü bırakmayın sessiz kalmasın,
 Dağları, taşları ıssız kalmasın…
 
 SEMİHA ERGİN




Gönderen M Yücel ERGİN, Pazartesi, 15 Ağustos 2011 08:08, Yorumlar(0), Hepsini Oku
EDİREM

Bahar gelince köy şenlenir
Şehirden göçünü tutan gelir
Bahçeler çapalanır, bir bir ekilir
...
Bacalar tüter, EDİREM güler

Fokasın deresi coşkulu akar
Bekçi tutulur, havuzu bekler
Bahçesini eken sıraya bakar
Ağaç, bostan yeşerir, EDİREM güler

Eski yaylayı gören gezmekten doyar
Güzelim göllerine ördekler konar
Ne güzel eser; yayla çiçeği, kekik kokar
Soğuk sularına doyulmaz, EDİREM güler

Yerin altından kaynar gözeleri
Tarihidir; Edire kalesi ve ziyaretleri
Bağrında yaşanmışların hikâyeleri
Geçmişi kucaklar, EDİREM güler

Eylül deyince hazırlık başlar
Hamur yoğrulur, fırın yakılır
Buram buram ekmek kokusu yayılır
Bostanlar bozulur, mahsul alınır
Issızlık örtüsünü giyer, EDİREM güler

Ata, evlat çekip gider
Kışın ise hayat biter
Tüten ocak bir bir söner
Sonun ne olacak, EDİREM..

Semiha ERGİN




Gönderen M Yücel ERGİN, Salı, 26 Temmuz 2011 23:36, Yorumlar(0), Hepsini Oku
ŞİMDİ YAYLAMIZA GİTSEYDİK...

 Şimdi yaylamıza gidip yaylamızın güzel havası ile steres atsaydık,
 Şimdi yaylamıza gidip yağ, peynir, deleme yeseydik,
 Şimdi yaylamıza gidip eski yaylaya çıkıp, buz gibi soğuk su içseydik,
 Şimdi Yaylamıza gidip Çiçeklerin güzel kokusunu koklasaydık,
 Şimdi yaylamıza gidip dipsiz gölde yüzen ördekleri seyretseydik,
 Şimdi yaylamıza gidip öküz yatağında öküzleri otlarken izleseydik,
 Şimdi yaylamıza gidip yaylamızın tepesinden yaylamızı izleseydik,
 Şimdi yaylamıza gidip akşam olsaydıda tezek yaksaydık,
 Şimdi yaylamıza gidip ğavu dolması yeseydik,
 Şimdi yaylamıza gidip akşam olsada oyun oynasaydık,
 Şimdi yaylamıza gidip akşam bir araya toplanıp sohbet etseydik,
 Şimdi yaylamıza gidip güzel bir uyku uyusaydık.
 Ve şimdi senin yanına geldim o sessizliğini hissettiğimde,
 Benim gözyaşlarımdan akan damlalarımı hissettiğinde,
 BENİ AFFEDERMİSİN CANIM YAYLAM...

   Aaahhhh be güzel yaylam şimdi bize sadece hatıralar bıraktın. Sana bu anlattığım ve yaşadıklarımı bana bir daha yaşatacakmısın bilmiyorum. Ama yaşatmassın çünkü seni yalnız bıraktık...




Gönderen M Yücel ERGİN, Pazartesi, 11 Temmuz 2011 12:58, Yorumlar(0), Hepsini Oku
KÖYÜMÜZE BAHAR GELDİ

Köyümüze bahar geldi
Güneş yaktı, tabiat uyandı.
Her yeri bahar kokusu sardı.
Toprak sürüldü, tohum atıldı.
Geldi ilkbahar, yaşasın bahar!

inekler kırda meleşiyorlar.
Tatlı bir dille söyleşiyorlar.
Yuva kuruyor, dallara kuşlar.
Geldi ilkbahar, yaşasın bahar!

Derede berrak soğukça sular.
Yerinde durmaz şırlayıp akar.
Havada uçar, arılar, kuşlar
Geldi ilkbahar, yaşasın bahar!

Emine DEMİREL




Gönderen M Yücel ERGİN, Çarşamba, 18 May 2011 09:36, Yorumlar(0), Hepsini Oku
EDİREM

Baharda şenlenir, fokası ,lakası
Kokusu başkadır benim ediremin
Unutturur adama sıkıntıyı
Havası başkadır benim ediremin


Akşam olur döner herkes evine
Can kurban inan ki benim edireme
Aşıklar milleti derler soyuma
Özü bambaşkadır benim ediremin
Bembeyaz kavakları var  ortasında
Göndeler dolanır her toprağında
Bahçesinde bostanında bağında
kartolu başkadır benim köyümün


Köyümün ortasından akar deresi
Kıvrım kıvrım dolanır sular toprağı
Unuttum sanman sana gelmeyi
Dostluğu başkadır benim ediremin


OĞUZHAN ERGİN


...::: Bursa :::...




Gönderen M Yücel ERGİN, Pazartesi, 02 May 2011 22:14, Yorumlar(0), Hepsini Oku
DİLEĞİM

Gönlümde dünya kadar
Büyük arzularım var
Elbet bir gün hakikat
Olacak bu arzular


 


İlk arzum pek çok emek
Sarf edip ilerlemek
İşimle eserimle
Yurda hizmet eylemek


 


Kafa, kol, kılıç, sapan,
Hepsine muhtaç vatan
Hepsinide başarır
Damarlarımda kan


 


Kafa aydın, gönül şen
Tarım teknik bilim fen
Hepsi yurda faydalı
Hepsini severim ben


 


Her şeyin işi baştır
Her iş bin yükseliştir
Benimde baş dileğim
KÖYÜMÜN İLERLEYİŞİDİR…


 


Hasibe ÇAKIR




Gönderen M Yücel ERGİN, Pazartesi, 02 May 2011 22:12, Yorumlar(0), Hepsini Oku
5 Sayfalar 1 2 3 4 5 


MKPNews ©2003-2008 mkportal.it
 

MKPortal ©2003-2008 mkportal.it